(songs: ohia - two blue lights)
two blue lights
one’s the blue light of the late night bus
one’s the blue light of the moon over us
one’s got the diesel fuel on her breath
one’s got the damp taste of the earth on it
Kimileri beceriyo şarkı yazmayı. Enstrümental olarak hiçbirşeye sahip olmasalar da şair ruhlarından mıdır, ırgalanmış geçmişlerinden midir 3 cümle kurup benim sayfalarca yazmamla eşdeğer anlamlar veriyorlar.
Neyse konuma döneyim. Aslında yazmayı seviyorum. Gün içinde başıma gelen ya da genel olarak kafama takılan şeyleri açık açık buraya yazmak rahatlatıcı geliyordu. Ama artık buna devam etmeyeceğim. Burada artık özel hayatımı ifşa etmeyeceğim. Birtakım konularda yine yazmaya devam ederim belki. Ya da etmem. Ya da yazsam da dürüst olmam. Belki de olurum.
Bilmiyorum anlayacağınız. Bu bir veda postu olsun diye yazılmış birşey değil. Artık pek okuyan da kalmamıştır zaten, ancak yine de buralarda olacağım. Hatta belki yazmadığım yazıları telafi edercesine yazacağım. Sadece biraz aşağıda hissediyorum kendimi bu zamanlar. Acınası bir ilgi çekme yazısı da olabilirdi bu pek ala. Ağlak bir resimle süslenmiş, melankolinin dibine vuran bir masal eklenmiş, insanların değersizliğinden dem vuran cümlelerle bezenmiş bir prolog.
Hala oralarda okuyan birileri vardır diye umuyorum bir yandan. 200 küsür kişi izliyor zira. Bu son lafım onlara gelsin; Arada yine bakın buraya, belki aklımı başıma alırım =)
Sizi seviyorum.
(biterken songs: ohia - goodnight lover çalıyodu)
7 Aralık 2010 Salı
3 Aralık 2010 Cuma
Acıyor
Hem de çok. Kelimelerin eksik kaldığı, seslerin anlamsız geldiği, harflerin okunaksız olduğu yerdeyim.
(biterken the climb - sun is coming up çalıyordu)
PS: bakın buna canlar
(biterken the climb - sun is coming up çalıyordu)
PS: bakın buna canlar
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
